fall on - Turkish English Dictionary

fall on

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Meanings of "fall on" in Turkish English Dictionary : 42 result(s)

English Turkish
General
fall on v. gelmek
This year, Super Tuesday falls on March 3.
Bu yıl Süper Salı 3 Mart'a denk geliyor.

More Sentences
fall on v. düşmek
Without the United States the burden will fall on Japan, Germany, the United Kingdom, France, Canada and Australia.
Amerika Birleşik Devletleri olmadan yük Japonya, Almanya, Birleşik Krallık, Fransa, Kanada ve Avustralya'ya düşecektir.

More Sentences
fall on v. rastlamak
Christmas fell on Saturday that year.
Noel o yıl cumartesiye rastladı.

More Sentences
fall on v. tarihin belirli bir güne rastlaması
fall on v. vurmak (piyango)
fall on v. saldırmak
fall on v. hücum etmek
fall on v. -e hücum etmek
Phrasals
fall on v. saldırmak
fall on v. üstüne çullanmak
fall on v. vurmak
fall on v. üstüne hücum etmek
fall on v. aniden ve acımasızca saldırmak
fall on v. dövmek
fall on v. karşılaşmak
fall on v. karşı karşıya kalmak
fall on v. ile karşılaşmak
fall on v. tesadüf eseri bulmak
fall on v. tesadüfen keşfetmek
fall on v. bir anda aklına gelmek
fall on v. birinin üstüne düşen bir görev olmak
fall on v. birinin üstüne kalan bir sorumluluk olmak
fall on v. aşağı düşmek
fall on v. bir şeyin üstüne düşmek
fall on v. bir yerden düşmek
fall on v. belirli bir zamana/tarihe gelmek
fall on v. belirli bir zamanda/tarihte olmak
fall on v. belirli bir zamana/tarihe denk gelmek
fall on v. bir iş üstüne kalmak
fall on v. bir görev/sorumluluk üstüne düşmek
fall on v. saldırmak
fall on v. üstüne çullanmak
fall on v. vurmak
fall on v. üstüne hücum etmek
fall on v. aniden ve acımasızca saldırmak
fall on v. dövmek
fall on v. (kötü bir durum) yaşamak
fall on v. (kötü bir durum) görmek
fall on v. (kötü bir durum) geçirmek
fall on v. (kötü bir durumla) karşılaşmak
fall on v. (kötü bir durum) başına gelmek
fall on v. (kötü bir döneme) girmek

Meanings of "fall on" with other terms in English Turkish Dictionary : 150 result(s)

English Turkish
General
fall on one's knees v. dize gelmek
fall on one's feet v. atlatmak
fall back on v. müracaat etmek
fall back on v. son çare olarak başvurmak
fall on one's feet v. başarmak
fall on one's feet v. dört ayağının üstüne düşmek
fall on all fours v. dört ayak üzerine düşmek
fall back on v. başvurmak
fall on one's feet v. sıyrılmak
fall flat on one's face v. kapaklanmak
fall back on v. el atmak
(burden) fall on somebody v. üzerine yük binmek
fall on deaf ear v. görmezlikten gelinmek
fall on deaf ear v. yok sayılmak
fall on deaf ear v. duymamazlıktan gelinmek
fall on evil days v. dara düşmek
fall asleep on the bed v. yatakta uyuyakalmak
need a career to fall back on v. sırtını dayayacağı bir kariyere ihtiyaç duymak
fall on monday v. pazartesiye rastlamak
fall on monday v. pazartesi gününe denk gelmek
fall on monday v. pazartesi gününe rastlamak
fall on monday v. pazartesiye denk gelmek
fall on the same date v. aynı zamana denk gelmek
fall on the same date v. zamanı çakışmak
fall on the same date v. tesadüf etmek
fall on the same date v. tarihleri çakışmak
Phrasals
fall down on v. hayal kırıklığına uğratmak
fall down on v. beklentileri karşılayamamak
fall behind on (something) v. bir düzenli ödemenin/görevin vaktini/zamanını geçirmek
fall behind on (something) v. bir düzenli ödemeyi/görevi vaktinde/zamanında yapamamak
fall behind on (something) v. bir taksiti/kirayı vaktinde/zamanında ödeyememek
fall behind on (something) v. bir düzenli ödemeyi/görevi geç yapabilmek
fall behind on (something) v. bir borcu geç ödeyebilmek
fall behind on (something) v. bir düzenli ödemede/görevde geç kalmış olmak
fall (squarely) on (someone's) shoulders v. (birinin) üstüne yüklenmek/kalmak
fall (squarely) on (someone's) shoulders v. (birinin) omuzlarına/sırtına yük binmek
fall (squarely) on (someone's) shoulders v. (birine) yük olmak
fall behind on (something) v. (bir şeyin) gerisinde kalmak
fall behind on (something) v. (bir şeyde) planlananın gerisinde kalmak
fall (squarely) on (someone's) shoulders v. (birinin) omuzlarına/sırtına yüklenmek
fall (squarely) on (someone's) shoulders v. (birinin) omuzlarında/sırtında yük olmak
fall behind on (something) v. (bir şeyde) olması gerekenin altında/gerisinde kalmak
fall behind on (something) v. (bir şeyi) çıkaramamak/yetiştirememek
fall behind on (something) v. (bir şeyde) hedeflenen aşamada olmamak
fall on (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) üstüne hücum etmek
fall on (someone or something) v. (birinin) sorumluluğu/görevi olmak
fall on (someone or something) v. (birinin) üstüne düşmek (iş)
fall on (someone or something) v. başına (bir şey) gelmek
fall on (someone or something) v. (bir şey/dönem) yaşamak
fall on (someone or something) v. (bir şey/dönem) görmek
fall on (someone or something) v. (bir şey/dönem) geçirmek
fall on (someone or something) v. (birine/bir şeye) saldırmak
fall on someone v. birinin üstüne düşmek (bir görev)
fall on (someone or something) v. (birinin) sorumluluğuna kalmak
fall on (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) üstüne göçmek
fall on (someone or something) v. (birine/bir şeye) vurmak
fall on someone v. birinin üstüne kalmak
fall on (someone or something) v. ummadığı bir anda (bir şeyin) farkına varmak
fall on (someone or something) v. başından (bir şey) geçmek
fall on (someone or something) v. (bir şeye/döneme) girmek
fall on (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) üstüne düşmek
fall on (someone or something) v. (birinin) üstüne kalmak
fall on (someone or something) v. (bir şey) deneyimlemek
fall on (someone or something) v. (bir şey) tecrübe etmek
fall on (someone or something) v. birden aklına gelmek
fall on (someone or something) v. (bir şeyden/dönemden) geçmek
fall on (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) üstüne çökmek
fall on (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) üstüne çullanmak
fall on (someone or something) v. ummadığı bir anda (bir şeyi) bulmak
fall on (someone or something) v. (bir şeye/döneme) düşmek
fall on (someone or something) v. (bir şeyle) karşılaşmak
fall on someone v. birinin işi olmak
fall on (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) üstüne yıkılmak
fall down on someone or something v. birinin/bir şeyin üstüne düşmek
fall back on v. yedek olarak yönelmek
fall on someone v. birinin üstüne düşmek/kalmak
fall on (someone or something) v. (belirli bir zamanda/tarihte) olmak
fall in on (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) üzerine göçmek
fall on (someone or something) v. (birine/bir şeye) düşmek
fall on (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) üstüne çullanmak
fall on (someone or something) v. (birine/bir şeye) vurmak
fall on someone v. birinin görevi/sorumluluğu olmak
fall on (something) v. dikkate alınmamak
fall on someone v. birinin üstüne kalan bir sorumluluk olmak
fall on (someone) v. birinin üstüne kalan bir sorumluluk olmak
fall on (something) v. (belirli bir zamana/tarihe) denk gelmek
fall back on someone or something v. yedek olarak ayrılan birini/bir şeyi kullanmaya başlamak
fall on (something) v. (bir şeyle) karşılanmak
fall in on (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) üzerine çökmek
fall on (someone or something) v. dikkate alınmamak
fall on someone v. birine kalmak
fall on someone v. birinin üstüne vazife olmak
fall on (someone or something) v. (ilgisizlikle, ters) karşılanmak
fall back on (someone or something) v. (yedekte tutulan birine/bir şeye) güvenmek
fall on someone v. birine düşmek
fall in on v. üzerine çökmek
fall on (someone or something) v. (birine/bir şeye) hücum etmek
fall on (something) v. (tarihi/zamanı belirli bir güne) rastlamak
fall on (someone) v. birinin üstüne düşen bir görev olmak
fall on (something) v. kulak ardı edilmek
fall on (someone or something) v. bir anda aklına (bir şey) gelmek
fall back on (someone or something) v. (ihtiyat olarak saklanan birine/bir şeye) güvenmek
fall back on someone or something v. rezervleri kullanmaya başlamak
fall on (someone) v. (birinin) üstüne kalmak
fall back on (someone or something) v. (yedekte tutulan birine/bir şeye) bel bağlamak
fall on someone v. birinin üstüne düşen bir görev olmak
fall on (someone or something) v. (tarihi/zamanı belirli bir güne) rastlamak
fall on (someone or something) v. aniden (bir şeyin) farkına varmak
fall on (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) üstüne düşmek
fall on (someone) v. (birinin) üstüne düşmek
fall on (someone or something) v. (birine/bir şeye) saldırmak
fall back on someone or something v. yedekte tutulan birini/bir şeyi kullanmaya başlamak
fall on someone v. birinin sorumluluğuna kalmak
fall on (someone) v. (birinin) görevi/sorumluluğu olmak
fall on (someone or something) v. (bir şeyle) karşılanmak
fall back on someone or something v. (geriye doğru) birinin/bir şeyin üstüne düşmek
fall on (something) v. (belirli bir zamanda/tarihte) olmak
fall on (someone or something) v. (birinin/bir şeyin) üstüne hücum etmek
fall on (someone) v. birinin üstüne vazife olmak
fall on (someone or something) v. (bir şey) geçirmek
fall back on someone or something v. ihtiyat olarak saklanan birini/bir şeyi kullanmaya başlamak
fall on someone v. birinin vazifesi olmak
fall on (someone) v. birinin vazifesi olmak
fall on (someone or something) v. kulak ardı edilmek
fall in on v. üzerine göçmek
fall on (someone) v. (birinin) sorumluluğuna kalmak
fall back on someone or something v. birikimden harcamak/yemeye başlamak
fall on (someone or something) v. umulmadık şekilde (bir şey) bulmak
fall on (someone or something) v. (bir şey) yaşamak
fall on (something) v. (ilgisizlikle, ters) karşılanmak
fall on (someone or something) v. (belirli bir zamana/tarihe) denk gelmek
fall on (someone or something) v. (bir duruma/döneme) girmek/düşmek
Proverb
reed before the wind lives on while mighty oaks do fall rüzgara karşı kadim meşeler devrilirken incecik sazlar ayakta kalır
a reed before the wind lives on(, while mighty oaks do fall) değişime ayak uydurabilen ayakta kalır
a reed before the wind lives on(, while mighty oaks do fall) rüzgara karşı kadim meşeler devrilirken incecik sazlar ayakta kalır
Colloquial
fall asleep on the couch v. kanepede uyuyakalmak
Idioms
fall flat on one's face v. sırtı yere gelmek
fall down on the job v. işin üzerine düşmemek
fall on one's feet v. dört ayak üstüne düşmek
fall on deaf ears v. dikkate alınmamak
fall on deaf ears v. kulak asılmamak
fall on one's sword v. kazdığı kuyuya düşmek
fall on stony ground v. (öğüt vb) dinlenmemek
fall on stony ground v. dikkate alınmamak
fall on stony ground v. üzerinde durulmamak
fall on stony ground v. boşa gitmek
fall on stony ground v. bir kulağından girip öbüründen çıkmak
fall on deaf ears v. duymazdan gelinmek
fall on deaf ears v. dinlenmemek
fall on deaf ears v. duyulmamak